"Ortalama"nın Tükenişi.
- Merve Zeynep Sarıbek
- Jan 26, 2021
- 3 min read
Yüksek hayallerin kıskacında, ortalama başarıların ağında bir sınıf "ortalama sınıf". Taksitle sahip olabilecekleri maddi değerler, kıyısından ucundan tutundukları manevi değerler arasında yitip giden, hissizleşen ve git gide kaybolan "ortalama" bir hayatın tükenmişliği...
Rekabetler, kıskançlıklar, yarışlarla dolu bir hayat ortalamaların hayatı.
Onları daha ilerisi için zorlayan sınırlı motivasyonları ile ellerindekini kaybetmenin kaygısı arasında ince bir ip üzerinde düşe kalka yürüten düşük hayat enerjileri var.
Kişisel gelişim vaazlarına bir o kadar yakın, stabil bir hayata bir o kadar mahkum.
Onlar ortalamalığın kıskacında bir çok duyguyu aynı anda yaşayan topluluklar.
Okudukları okulların ve çalıştıkları işlerin getirdiği vizyonla gözleri açılan ama beklentileriyle gerçekler arasında boğulan insanlar. Konformizmi kovalarken, gerçek mücadelelerden git gide uzaklaşıyorlar.
O yüzden dijital medya ve en çok da instagram onların cenneti.
ortalama olmanın korkunç lanetini unutturacak yegâne yer orası. Mutluluğun ölçütlerini instagramdan ölçüyorlar. Oysa instagram yüzünden daha çok eksiklik hissi yaşıyor, daha çok şikayet ediyorlar. Tek hayatları olduğunu ısrarla vurgularken en derin arzularının üzerini örttükleri ortalama yaşamlarına mahkum bir hayat sürerken olmadıkları yerlerin, görmedikleri denizlerin, gitmedikleri toprakların hasretini çekiyorlar. Anlam arıyorlar. Ama anlamı ararken konforu bırakmak istemiyorlar. Bir yandan da daha çok konfor istiyorlar. İstiyoruz.
Bu durum şikâyeti beraberinde getiriyor. Aşamadıkları duvarlar var. Kıramadıkları kapılar, silemedikleri insanlar, hayır diyemedikleri bağlar. Aslında o kadar çok demek istiyorlar ki.
fakat ortalama yaşam normları asla izin vermiyor. Kafalarını kaldıramıyorlar, nefes alamıyorlar, kafayı kıramıyorlar. Kaçamıyorlar. Yetinmenin korkunç ızdırabında bir hayata mahkumiyet. Belirsiz olana hasret ama bir o kadar da korku...
Gerçek bağlar yetmiyor gibi sanal bağlar da ellerini kollarını bağlıyor artık.
İsyanlarını instagramdan yazıyorlar, kişisel gelişimlerini oradan gerçekleştiriyorlar.
"Instagram"ın huzur endüstrilerine teslimler. Teslimiyet sadece bu boyutta.
Öbür türlü kontrol her yerde. Kaybedemeyecekleri ortalama kazanımları korumanın peşinde geçen koskoca bir ömür. Adımlar iki ileri bir geri. Riskler sınırlı. Sürekli yeni başlangıçlar ve yeni kararların kıyısında gibi yaşıyorlar ama atabildikleri adım bir "story" paylaşımı kadar.
Kendini sevme fikrini güzelleyen kişisel gelişim hesaplarının dayattıklarıyla ile kendilerini sevmedikleri zihinleri arasında sıkışıp kalıyorlar.
Herkesin zihninde bir mevlana var artık. Ama kimse bir Usain Bolt olamıyor, kimse çıplak ayaklarıyla çamurlarda koşamıyor.

En çok kullanılan motto yukarıdaki. Instagram "ortalama"nın hayatıyla ilgili bir ivme kazanabilme ihtimaline tutunduğu tek yer. Düzenini bozmak isteyen ama bozamadığı için sadece slacktivizm yapabilen orta sınıfın tutunduğu en önemli isim Şems-i Tebrizi, Mevlana, Dostoyevski, Oğuz Atay, Nazım Hikmet vb...

Oysa bütün bu isimlerin var olmalarını ve sonsuz olmalarını sağlayan felsefe, inanç, kararlılık ve sanatın derinliği ortalamaların dayandıkları zemini kazarak inebilecekleri bir karanlık değil. Bu karanlığa korkusuzca adım atmalarına izin vermeyecek bir dünyada yaşıyorlar.
Sanatın, felsefenin ve edebiyatın sadece bir "içerik"e dönüştüğü instagramda, bütün bu roman pasajları, şiir parçaları, mottolar huzur endüstrisinin basit birer parçaları o kadar. Bağlamlarından koparılmış, her an kültür bozumuna uğramaya hazır, tasarımın ve kullanıcının müdahalesine ve yorumuna her daim açık bu içerikler, savunmasız biçimleriye, ortalamanın dünyadan almak istediği kadarını almasını sağlayan, boş zaman çıngırakları artık...
Bütün bu imgeler, sesler, görüntüler, videolar artık ortalama insanın büyük kararlar alma gerilimini, düşünce dehlizlerini, derinliklerde nefessiz kalma ihtimalini daimi bir şekilde yok eden, sığ insanı sürekli olarak yeniden inşa eden ve insanı kendi sığlığına mahkum eden uyaranlar...
Ortalama o yüzden vaktini geçirdiği instagram gibi görselliğin egemenliğindeki bir panayırda yaşasa bile hayatını bu görünenin ötesine taşımak istiyor. Ama taşımamak için de yine instagramı kullanıyor. Çünkü instagram gibi dijital platformlar ortalama insanların beklentilerine hizmet ederken, yine o beklentilerini gerçekleştiremeyeceğini de ona hatırlatıyor. Kendi gerçekliğinin karanlığına inip zincirleri kırmasına engel oluyor ama paralel bir evrende örneğin bir Nazım Hikmet dizesiyle en büyük aşkı yaşamasına imkan tanıyor...
Ortalama insan böylece hayal ediyor, hayal ettikçe gerçekten uzaklaşıyor, gerçekten uzaklaştıkça gerçeğe yaklaşıyor ve sonsuz bir döngünün içinde gününü sadece geçiriyor... Eylemlerden ve kararlardan uzakta izlemenin ve oyalanmanın tuzağında...
Comments